Haber Peak

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Sağlık
  4. »
  5. Dijital Yorgunluk: Modern Hayatın Sessiz Salgınına Karşı Çözümler Haberpeak.com.tr’de!

Dijital Yorgunluk: Modern Hayatın Sessiz Salgınına Karşı Çözümler Haberpeak.com.tr’de!

Haber Peak Haber Peak -
44 0
Dijital Yorgunluk: Modern Hayatın Sessiz Salgınına Karşı Çözümler Haberpeak.com.tr'de!

Günümüzün hızlı tempolu yaşamında, pek çoğumuzun dilinden düşürmediği bir serzeniş var: ‘Çok yorgunum’. Ancak Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar’a göre bu sürekli yorgunluk hali, basit bir yorgunluktan öte, modern dünyanın biyolojik sınırlarımızı zorlayan temposunun bir sonucu ve önemli bir toplum meselesi haline gelmiş durumda. Özellikle dijital dünyanın getirdiği yoğun uyaranlar, ‘dijital yorgunluk’ olarak adlandırılan yeni bir ruh sağlığı sorununu tetikliyor.

Modern Yaşamın Getirdiği Kronik Yorgunluk: Dijital Dünyanın Etkisi

Dr. Müge Yaşar, ‘sürekli yorgunluk’ halinin aslında tek başına bir teşhis olmadığını, altında yatan daha derin nedenlerin bulunduğunu belirtiyor. Depresyon, kaygı bozuklukları, uyku problemleri ve iş yaşamının getirdiği baskılar gibi pek çok faktörün bu duruma yol açabildiğini vurguluyor. Pandemi sonrası dönemde artan dijitalleşme ve yaşam koşulları, bu mevcut sorunların daha yoğun yaşanmasına neden oluyor. Yaşar, “Yorgunluk aslında yeni bir tanımlama değil ama çağın yeni dili haline geldi” diyerek durumun ciddiyetine dikkat çekiyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün de bir hastalık olarak değil, iş yaşamına özgü bir stres yanıtı olarak tanımladığı tükenmişlik sendromu (burn-out) da modern yaşamın bir başka yüzü. Enerji tükenmesi, işten kopma ve verimlilikte azalma gibi belirtilerle kendini gösteren bu durum, insan biyolojisinin kaldıramadığı bir hızla ilerleyen modern dünyanın bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor.

Dijital Dünyanın Gölgesinde Ruh Sağlığı: Teknostres ve FoMO

Teknolojinin hayatımızdaki yeri arttıkça, sürekli bir uyaran bombardımanına maruz kalıyoruz. Bildirimler, mesajlar, sosyal medyadaki “kusursuz” hayatlar ve “geride kalma” endişesi, ruh sağlığımızı olumsuz etkileyen bir tabloyu ortaya çıkarıyor. Dr. Yaşar, bu duruma ‘dijital tükenmişlik’ veya ‘sosyal medya yorgunluğu’ adını veriyor. Yoğun iş temposu, şehir hayatı ve dijital uyaranlar, beynimizi sürekli bir alarm durumunda tutarak kronik strese yol açıyor. Bu da vücudun ‘savaş ya da kaç’ modunu tetikleyerek kortizol ve adrenalin seviyelerini yükseltiyor. Bu durum, vücudun kronik strese uyum sağlamaya çalışırken yıpranması anlamına gelen ‘allostatik yük’ olarak açıklanıyor.

Yapılan araştırmalar, sosyal medyayı yoğun kullanan kişilerde kaygı ve depresyonun yanı sıra belirgin yorgunluk belirtileri olduğunu gösteriyor. Literatürde ‘sosyal medya yorgunluğu’, ‘teknostres’ ve ‘FoMO’ (Fear of Missing Out – bir şeyleri kaçırma korkusu) gibi kavramlar artık ciddi birer araştırma konusu. Dr. Yaşar, “FoMO ve sosyal medya bağımlılığı arttıkça anksiyete, depresyon belirtileri, yorgunluk ve tükenmişlik hissi, dikkat eksikliği artıyor” diyerek bu kavramların ruh sağlığı üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekiyor.

Yorgunluğa Karşı Çözümler: Dijital Detoks ve Farkındalık

Sürekli yorgunluk halinin, bedenimizin ve zihnimizin bir alarm sistemi olduğunu belirten Dr. Müge Yaşar, çözümün yaşam ritmini yeniden ayarlamakta yattığını vurguluyor. Özellikle pandemi sonrası artan ekran süresi, gençlerde ve çalışanlarda uyku bozukluğu, hareketsizlik, anksiyete ve özgüven sorunlarına yol açıyor. Bu noktada ‘dijital hijyen’ ve ‘dijital detoks’ gibi uygulamalar önem kazanıyor.

Dijital Detoks ve Zaman Yönetimi

Dijital detoks, zaman yönetimi ve net sınırlar koymak, yorgunluk ve tükenmişlik hissini azaltmada etkili yöntemler olarak öne çıkıyor. Dr. Yaşar, “Sınır koyma becerisi tükenmişlikten korunmanın en önemli aracıdır. Başkalarının taleplerine veya iş yüküne ‘hayır’ diyebilme becerisi, kişisel zamanı ve enerjiyi korur” diyor. Dijital detoks kapsamında, yatmadan bir saat önce ekranlardan uzak durmak melatonin salgılanmasına yardımcı oluyor. Belirlenen saatlerde bildirimleri kapatmak ise sürekli tetikte olma halini azaltıyor. Zaman yönetimi ise sadece görev listelemek değil, enerjinin yüksek olduğu saatleri belirleyip zorlayıcı bilişsel görevleri bu saatlere kaydırarak bilişsel tükenmeyi önlemeyi kapsıyor.

Anı Yaşamak ve Kendine Şefkat

Yorgunluk ve tükenmişlikten korunmanın bir diğer yolu ise farkındalık (mindfulness) ve nefes egzersizleri. Anı yaşamaya odaklanmak, zihnin geçmiş kaygıları veya gelecek endişeleri arasında gidip gelmesini engelliyor. Düzenli diyafram nefesi, parasempatik sinir sistemini aktive ederek bedenin dinlenmesine yardımcı oluyor. Enerjimizi tüketen değil, anlam ve amaç katan aktivitelere yönelmek de büyük önem taşıyor. Aile ve arkadaşlarla vakit geçirmek, yalnızlık ve tükenmişlik riskini azaltan en güçlü faktörlerden biri. Son olarak, Dr. Yaşar, kendine karşı nazik olmanın ve hatalar karşısında kendini yargılamak yerine desteklemenin, mükemmeliyetçilikle mücadelede en etkili yol olduğunu belirtiyor. Haberpeak.com.tr olarak, ruh sağlığınızı korumanız için bu değerli bilgileri sizlerle paylaşıyoruz.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir