Haber Peak

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Sağlık
  4. »
  5. Meme ve Prostat Kanseri Arasındaki Şaşırtıcı Genetik Bağlantı: Uzman Açıklaması

Meme ve Prostat Kanseri Arasındaki Şaşırtıcı Genetik Bağlantı: Uzman Açıklaması

Haber Peak Haber Peak -
41 0
genetik ortaklıklar - Meme ve Prostat Kanseri Arasındaki Şaşırtıcı Genetik Bağlantı: Uzman Açıklaması

Meme ve Prostat Kanseri: Farklı Organlarda Ortak Genetik Miras

Sağlık dünyasında önemli bir gelişme olarak, meme ve prostat kanserleri arasındaki derin genetik bağlar gün yüzüne çıkıyor. Acıbadem Kent Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Turna, farklı organlarda ortaya çıkan bu iki yaygın kanser türünün, şaşırtıcı derecede önemli genetik ortaklıklar taşıdığını vurguladı. Bu keşifler, kanserle mücadelede yeni stratejilerin geliştirilmesine ışık tutuyor.

BRCA Mutasyonları: Kanser Riskini Artıran Ortak Faktör

Prof. Dr. Burak Turna’nın açıklamalarına göre, özellikle BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki mutasyonlar, hem kadınlarda meme ve yumurtalık kanseri hem de erkeklerde daha erken yaşlarda görülen agresif prostat kanseri riskini belirgin bir şekilde yükseltiyor. Bu durum, aile öyküsünün genetik değerlendirmelerdeki kritik rolünü bir kez daha ortaya koyuyor. Prof. Dr. Turna, “Aile öyküsü, genetik değerlendirmelerin en önemli aşamalarından birini oluşturuyor. Kanser türleri arasındaki bu genetik ortaklıkların anlaşılması, kişiye özel sağlık stratejilerinin geliştirilmesi açısından büyük önem taşıyor.” ifadelerini kullandı.

Genetik yatkınlığın anlaşılması, erken teşhis ve tedavi süreçlerinde de devrim yaratabilir. Örneğin, erken yaşta veya agresif tipte meme kanseri teşhisi konulan bir annede BRCA mutasyonu saptanması durumunda, oğlunun prostat kanseri riski açısından genetik taramadan geçmesi öneriliyor. Benzer şekilde, metastatik veya yüksek dereceli prostat kanseri teşhisi almış bir babanın kızında da meme kanseri riskini artıran genetik değişiklikler tespit edilebilir.

Yüksek Sıklık Oranları Genetik Analizleri Zorunlu Kılıyor

Meme kanseri, dünya genelinde ve Türkiye’de kadınlar arasında en sık görülen kanser türü olma özelliğini koruyor. Her 8 kadından birinin yaşamı boyunca bu hastalıkla karşı karşıya kalma riski bulunuyor. Prostat kanseri ise erkeklerde en yaygın kanser türlerinden biri olarak öne çıkıyor ve yaşam boyu görülme riski %12-15 seviyelerinde seyrediyor. Bu yüksek oranlar, iki kanser türünün altında yatan genetik ortaklıkların daha derinlemesine incelenmesini ve anlaşılmasını hayati kılıyor.

Prof. Dr. Turna, genetik analizlerin sadece bireylerin risk profilini belirlemekle kalmadığını, aynı zamanda erken tanı stratejilerinin oluşturulmasında da kritik bir rol oynadığını belirtti. Ayrıca, bu analizler sayesinde gereksiz tedavilerin önüne geçilebileceği ve aile bireylerinin risk düzeylerinin daha doğru bir şekilde belirlenebileceği vurgulandı. Hedefe yönelik tedaviler olan PARP inhibitörleri gibi yenilikçi ilaçların planlanması ve uygulanması açısından da genetik analizlerin önemi giderek artıyor.

Haberpeak.com.tr olarak, bu tür önemli sağlık gelişmelerini sizlere en doğru ve güvenilir şekilde aktarmaya devam edeceğiz. Bilimsel gelişmeler ışığında, kanserle mücadelede kişiye özel yaklaşımların önemi her geçen gün daha da belirginleşiyor.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir